"Bu hafta sonu var mı yürüyüş?" "Olmaz mı? Beykoz'un köylerine doğru bir parkurda yürüyeceğiz. Sen de gelsene." "Zorlu mu parkur." "Zor sayılmaz. Daha önce yürümüştük, çoğunlukla düz. Kısa tırmanışlar var ama eğim fazla değil." "Sabah erken mi gidiyorsunuz?" "Evet, erken. Bak ne diyeceğim, yanlış anlamazsan eğer. Cumartesi bana gel, pazar sabahı birlikte gideriz." "Aslında çok iyi olur. Misafir odan varsa?" Ah Hülya ah, her şeyi yanlış anlamışsın. "Elbette, kedilere alerjiniz yoksa rahat edersiniz misafir odasında." "Kedileri çok severim. Sevim'in alerjisi olduğu için eve alamadıydık." Ne Sevimmiş ama, sekiz sene geçmiş, hâlâ Sevim de Sevim.