Ana içeriğe atla

Kayıtlar

istiklal etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

İstiklal 7/7

"Ne diyeceğim Merve. Haftaya salı akşamı bir tiyatroya davetiye verdiler. Bizim şirket sponsor olmuş. Ona gidelim mi? Öncesinde yemek yeriz. Seninle konuşmak istediğim bir şey var." "Saat kaçta ve nerede oyun?" "Gazhane'de. Akşam 8'de. Kadıköy'de buluşuruz." "Peki, olur. Ben de seninle konuşmak istiyordum." "Tamam anne, söylerim. Annem Merve kızıma selamımı söylemeden kapatma diyor. Zaten hoparlör açık anne. Sen söylesene selamını." "Hoparlör mü açık? Sevim teyzeciğim. Benden de çok selamlar." "Duydun mu anne?" "Salı günü görüşmek üzere o zaman. Saati ve yeri yazarım." "Tamam Serkan, görüşürüz."

İstiklal 6/7

"Alo Serkan. Kusura bakma, sessizde kalmış. Aradığını duymadım." "Tahmin ettim. Anneme de dedim hatta. Merve sessizde unutmuştur diye." Ah Serkan, annem de annem. Neyse Merve, erken fark ettin en azından. İş dallanıp budaklanmadan.  "Ne yapıyorsun, uygun musun? Buluşalım diyecektim." "Aslında pek uygun sayılmam. Mesaiye kalmam gerekti dün, geç çıktım işten. Bugünü evde geçiresim var." "Peki, yarın desek?" "Yarın da zor. Malum, sene sonu yaklaşıyor. Hedefleri sormaya başladılar. Biraz hazırlık yapmam gerekiyor pazartesi öncesi." "Haftaya?"

İstiklal 5/7

"Kuleye çıkalım mı?" "Parasını verip sırayı beklersen neden olmasın." "Paralı mı?" "Ne sandın. Bedava bir şey var mı bu şehirde." "Bizim Atakule de." "Galata kulesiyle Atakuleyi mi kıyaslayacaksın şimdi." "Yok kuzen. Kıyaslama değil de." "Senin bileti erkene alalım bence. Anladım, sen çok özlemişsin Ankara'yı." "Özledim valla. Sen gel, nereleri gezdireceğim sana."

İstiklal 4/7

"Şehrin öbür ucuna mal bırakmaya razıyım, şu İstiklal'e girmeyeyim de. Ama ne mümkün, her cumartesi ilk sevkiyat buraya. Neyse, yağmurdan herhalde. Bugün sakin ortalık. Araba trafiği değil, yaya trafiği büyük dert. Bir de şu turistlere fotoğraf çektirme dışında hiç bir şeye yaramayan tramvay yok mu. Anladık, raylar senin ama biz de işimize gücümüze bakacağız. Yeri geliyor giriyoruz senin yoluna. Vay, sen misin giren. Garip de bir kornası var bunların."  Amma konuştun be adam. Kafam şişti. İki dakika sus da sür şunu. İlerde sağda bak dükkan. Bekliyorlar. Keşke dilimin ucuna gelenleri sesli söyleyebilsem. "Boşver be Osman Abi. Şehrin süsleri onlar." "Tarih öğretmeniydin değil mi sen." "Sanat tarihi Osman Abi. Ama atanamayanından. Yani aslında öğretmenlik yapmadım hiç. Bu yüzden sanat tarihi mezunu daha doğru olur."  

İstiklal 3/7

"İşte meşhur İstiklal Caddemiz."  "Bizim Tunalı Hilmi gibi galiba." "İstanbul'daki her yerin Ankara'da karşılığını aramaktan vazgeçmelisin. Anın tadını çıkart." "Benziyor ama. Gerçi yedinci cadde de olabilir." "İflah olmaz bir Ankara bağımlılığı. Yapacak bir şey yok. Gelmişsin şuraya bir haftasonu için." "Ne yapayım kuzen. Ankara'da doğdum, orada büyüdüm. Her gittiğim yeri Ankara'yla kıyaslıyorum." "Aslında Ankara güzel." "Dur, sen söyleme. Güzel ama deniz yok." "Haksız mıyım?"  

İstiklal 2/7

"Aradın mı?" "Açmıyor." "Duymamıştır belki. Sessizde falan kalmıştır. Uzun çaldırsaydın." "Kendi kapanana kadar çaldırdım." "Mesaj mı atsan. Whatsapp durumuna baktın mı?" "Yok daha neler. Liseli gibi. En son ne zaman görülmüş diye mi bakacağım. Hiç işim olmaz. Aradığımı görür, isterse arar." Anneme hiç söylemeseydim keşke. Evden çıkarken soruyor haliyle. Nereye gidiyorsun, kiminle buluşacaksın. Bu yaşta annesiyle oturursan soracak elbette. Oturmayıp ne yapacaktım. Bu maaşla tek eve çıkmak kolay mı? Tek eve bile çıkamazken. Kendiyle konuşmaktan yorulur mu insan. Yoruldu, iç sesini susturdu.  

İstiklal 1/7

Yağmur sokakları ıslatmakla yetinmiş. Oysa şöyle yıkasaydı baştan aşağı. Ne güzel olurdu. Kasım ayında sıcaktan şikayet edeceğini söyleseler inanmazdı.  Müzeyi gezerken sessize aldığı telefonu titremeye başlayınca, bakışlarını nostaljik tramvaydan telefonunun ekranına kaydırdı. Ne diyeceğini bilememenin endişesiyle, hiç bir şey yapmadan bekledi bir süre. Arayanın vazgeçmesi uzun sürmüştü.  Kuleye doğru mu gitse, Taksim'e mi yönelse kararsız kaldı. Aklı telefondaydı. Bir yanı keşke açsaydım dese de ne diyeceğine karar verene kadar aramaları görmezden gelmenin daha doğru olduğunu söyleyen yanına hak verdi. Yüzleşmelerden kaçan yanı gene ağır basmıştı.