Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık 14, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Park 7/7

"Ay ne kadar tatlısın sen." "Gel bakalım buraya Sarman, bey mi hanım mı?" Aa, gerçekten benim fotoğrafımı koymuş. Bu sefer açılsınlar lütfen sevgili yazar. Bu sözlerimi iç ses olarak değerlendirdin sanırım. Konuşma işareti falan da koymamışsın. Aman, neyse ne. Konuşma meraklısı değilim.  "Çay bahçesine geldik bile. Şu havuzun kenarındaki masaya oturalım mı?" "Olur. Kahvaltılık bir şeyler de var mıdır acaba?" "Kedi için değil mi?" "Baksana, aç belli." Yazarcığım, beni bırak lütfen. Haydi sadede gelin. Bu arada illa bir şeyler söyleyeceklerse salam rica ediyorum. "Pardon bakar mısınız?" "Buyurun hanımefendi." "Mehmet sade kahve değil mi?" "Evet, iki sade kahve, bir de salam, sosis gibi bir şeyler var mıydı sizde?" "Kedi için mi salam, sosis." "Evet, lütfen." Ama yazar, söz vermiştin. Salam ve sosis ile kandırma beni ne olur... "Mehmet, diyorum ki." "Vilda...

Park 6/7

"Hey, yazar. Bir bakabilecek misin?" "Kim konuşuyor?" "Yazan sen olduğuna göre kimin konuştuğunu da anladın elbette." "Sarman?" "Tipik yazar numaraları. Sarman ve soru işareti. Çok yaratıcı, peh." "Beğenmedin galiba." "Beğenmedim, doğru bildiniz beyefendi. Ancak beğenmediğim beni konuşturma şeklin değil, şu Mehmet ile Vildan'a yaptıkların." "Nasıl yani?" "Bak hâlâ devam ediyorsun. Yeter bu insanların senden çektiği. Kaç haftadır açılamıyorlar. Yok tramvay geçiyor, yok Elif giriyor araya. Hele bir hafta o Elif'le baş başa geçti. Yüreğim ağzıma geldi." "Kıyamam sana. O zaman senin yakın plan fotoğrafın ile Vildan ve Mehmet'i bir araya getirelim yarın." "Gerçekten yapar mısın?" "Yarına kadar sabret."

Park 5/7

Mevsimler değişiyor orası kesin. Bu gidişle İzmir'deki gibi su kesintileri başlayacak diye korkuyorum. Böyle güzel bir parkta dolaşırken can sıkıcı şeyleri düşünmemek gerek aslında. Hayat, paylaştıkça keyifli. Bak, buraya tek gelsen, ki Mehmet'e söylemedin ama kaç kez geldin aslında tek başına, aynı şey olmuyor. Çiçekler, ağaçlar ve kediler, yanındakine göstermeden, onlar üzerine konuşmadan... Yalnızlık zor be Vildan. Y ağmurlar dışında konuşacak bir şeylerimiz olacak mı acaba bugün?  

Park 4/7

Bir kez daha başbaşa kaldık, bakalım bu kez cesaretimi toplayabilecek miyim? Hoş Moda'da dolaşırken içimdekileri anlatmıştım ama tramvay mı engel oldu yoksa Vildan mı duymazdan geldi bugün öğreneceğim, gene son anda bir terslik olmazsa.   Futbol maçlarının anlatımına başlayan spikerlerin söylediklerine benzetirsem, hava ve saha koşulları uygun. Her ilişki mücadele bir yerde.  Haydi Mehmet, cesaretini topla ve hayatımızın kalanını birlikte geçirelim deyiver. 

Park 3/7

"Hiç yağmur yağmıyor, nasıl bir sonbahar anlayamadım." "Sen gelmeden ben de onu düşünüyordum. İsmet'in söyledikleri aklıma geldi." "Ne diyor İsmet Bey?" "Bulutlarımızı çalıyorlarmış. Yağmurların bu kadar azalmasının sebebi buymuş." "İlginç, hiç duymamıştım." "İsmet'e göre bu bilgiyi halktan gizliyorlarmış. Halktan gizlenen bir bilgiye İsmet nasıl ulaşmış diye sormayın." "Biri mi çalıyor bilmiyorum ama yağmurların azaldığını görüyorum."

Park 2/7

"Çok bekletmedim inşallah." "Yo, ben de yeni geldim." "Marmaray'a binince kolay ama iş Marmaray'a ulaşmakta." "Raylı sistem gibisi yok gerçekten. Hava, saat hiç fark etmiyor. Hep aynı sürede gidiyor gideceği yere." "Biraz yürüyelim mi yorgun değilsen." "İyi olur Vildan. İleride güzel bir çay bahçesi var. Orada otururuz diye düşündüm." "Ne güzel düşünmüşsün. Bu güzel parka gelmeyeli çok zaman olmuş. Bana uzak buralar. Hoş sana da yakın sayılmaz." "Arada değişiklik yapmak gerek. Hayatın rutinini bozmak iyi oluyor."  

Park 1/7

Yağmur bugün de yağmayacak galiba. Sonbaharın bu kadar yağışsız geçmesi hiç hayra alamet değil. İsmet'in dediğine inanacağım bu gidişle. "Bulutlarımızı çalıp götürüyorlar Mehmetciğim" diyordu son buluşmamızda . Bulutlarımızı kim çalıyor, nereye götürüyor, neden bunu yapıyor gibi türlü sorular sordum ve ilginçtir hepsine yanıt verdi. İnternette bu konuda benzer düşüncelere sahip bir çok insan varmış. İsmet de onlardan etkilendi demek ki. Hülya'ya göre tüm bunların sebebi evde fazla kalmak.  O kadar söylüyorum gel İsmet, parka gel. Dolaşalım, iki adım atalım, ama yok. "Mehmetciğim araştırmalarımı sürdürmek gerek" diyor da başka bir şey demiyor.