Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül 28, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Caddebostan 7/7

"Biz ilk çaylarımızı içtik. Sen ne istersin? Sıraya gireyim, vakit öğlen olunca kalabalıklaştı burası." "Sen zahmet etme Mehmet. Ben bir şeyler yiyeyim diyorum. Herkes ne isterse ben alayım." "Dur ben de seninle geleyim o zaman." Kalabalıkta başbaşa kalmamız, anca o sırada beklerken olacak. Bu durumu netleştirmezsem içim rahat etmeyecek. Neyse ne, böyle belirsiz kalmasından iyidir.  "Benim de içim kazındı. Neler var ben de bakayım." Hayda, sen de nereden çıktın şimdi. Bir dur iki dakika.  "Elif Hanım menüden seçin siz, boş yere zahmet etmeyin." "Menüden anlaşılmıyor, hem fazla oturmak iyi gelmiyor bana. Harekete alışmışım." "Belli oluyor fiziğinizden. Sırrınızı söyleyin de biz de şu fazlalıklardan kurtulalım." "Sır yok Vildan Hanımcığım. Az ye, çok hareket et. Hem ne fazlalığı, siz de iyisiniz." "Kıyafet seçimi önemli işte, hep söylerim eritemiyorsan saklamayı öğren." "Özlü bir sözmüş, eritem...

Caddebostan 6/7

"Geçenlerde Kadıköy'de yürüyorum adamın birinin bir gence Boğa Heykeli nerede diye sorduğunu duydum. Heykelin iki sokak altında bu soruyu sorunca şüphelendim. Baktım çocuk da şaşırdı. Neyse, çocuk heykelin yerini tarif etti, ben de dedim Elif, işte sana bir fırsat belki de tanışmak için. Ne kaybedeceksin ki, birlikte yürümeyi önerdim." "Hiç senlik bir davranış değil." "Ben de kendime şaşırdım zaten. Dediğin gibi Hülyacığım, hiç benlik değil. Adam akademisyenmiş. 20 senedir İstanbul'a gelmemiş. Yurtdışında yaşıyormuş. Ergin bilmem ne. Engin değil Ergin. Adı değişik diye aklımda kalmış ama soyadını unuttum." "E, sonra. Heykele geldik iki adımda. El sıkıştık ayrıldık." "İşte tam senlik bir davranış. Madem tanıştın, şehri unutmuş bir adam. Deseydin isterseniz rehberlik edeyim size diye." "Bilmem, hiç aklıma gelmedi. O da bir şey demeyince, böyle bir anı olarak kaldı." "Vildan, gel buradayız." "Geldim geldim....

Caddebostan 5/7

"Herkes çay mı içiyor?" "Benimki açık olursa Mehmet, bu ara tansiyonum dengesiz. İsmet tembihledi, çayı açık iç diye." "Selim seninki de açık olsun mu?" "Yok, ama yanına limon koyarlarsa iyi olur." "Elif Hanım siz nasıl istersiniz?" "Ben geleyim size yardım edeyim. Tek tepsiye sığmaz onlar." "Zahmet etmeseydiniz. Kasadaki çocuklar yardım ediyor." "Ne zahmeti canım." "Vildan nerede kaldı? Bir arasak mı Hülya?" "Gelir, gelir. Yer yakın diye geç çıkmıştır." Geçen haftadan sonra nasıl bakacağım yüzüne. Dediğimi duydu mu duymadı mı bilememek ne zor şeymiş. Düşme diye gireyim koluna dedim, belki öyle anlar, hoş neyi anlayacak. Ne düşünceli bir arkadaşsın deyince, gene bilemedim.  Elif, elif gibi ince uzun. Parmağında yüzük yok, kedilerimle yaşıyorum dedi. Belki öldü kocası, belki boşandılar.  "Kedi dışında çocuğunuz var mı Elif Hanım?" "Yok, hiç evlenmedim ben." "Çok ş...

Caddebostan 4/7

"İlahi İsmet Bey. Sana mı kaldı sukutırları şikayet etmek. Pazartesi sabahı yapılacak iş mi? Hem madem şikayet edeceksin ara 153'ü. Yap şikayetini telefonla. Yok, neymiş, yazılı olmadan ciddiye almazlarmış. Demek pazar gününden dilekçesini yazdı. Sabah traşını olup takım elbisesini de giyinmiştir." "Onca senelik arkadaşın olunca bak sanki bizim evdeydin, benim anlatmama gerek kalmadı." "Ben de diyorum İsmet Bey nerede?" "Sizi tanıştırmadım değil mi?" "Yok, ben Mehmet." "Merhaba Mehmet Bey, ben Elif." "Memnun oldum Elif Hanım. Hülya arada bahsederdi sizden. Kedilerin koruyucu meleği bir arkadaşım var diye. Tanışmak bugüne kısmetmiş." "Hülya abartmış. Melek kim ben kim, elimden geldiğince bakıyorum sokaktakilere. 3 tane kızımla da evi paylaşıyoruz." "Maşallah, büyümüşlerdir onlar? Evlenmediler mi hiç, sizinle mi yaşıyorlar?" "Ay alem adamsın Mehmet. Kızım dediği de kedi ayol. Ne evlenmesi, ...

Caddebostan 3/7

Saat kaç olmuş, güneş tepeye çıktı neredeyse hâlâ yoldayım. Bu şehrin her şeyini seviyorum ama trafiğine alışamadım. Her saat her yer tıkanıyor artık. Eskiden bilirdik neresi kilitlenmiştir diye, oradan uzak dururduk. Şimdi her saat her yer kilit. Neyse ki şu Marmaray ve metrolar var.  Yer yakın diye ağırdan alırsan böyle olur işte Vildan Hanım. Kendime bile itiraf edemesem de aslında Mehmet'le karşılaşmaktan korkuyorum sanırım. Geçen haftadan sonra. Ağzını aradım o kadar, yalnızlık zor dedim, sen tek ben tek dedim ama adam, bu yaştan sonra ne kadar iyi olacağım ki dedi ve kapattı konuyu.  Hoş Moda'da dolaşırken bir garipti tavırları, sanki bir şeye alınmış gibi. Koluma girdi bir ara, elini omzuma koyacaktı sanki, dokunmadan geri çekti. Anlayamadım, ayrılırken de çok hüzünlü bakıyordu. Neyse bugün nasıl davranacak bakalım. Kalabalık buluşmanın yararı, daha rahat izlerim. Hem Hülya da gelecek, bir de ona danışırım. Hemen anlar her şeyi.  Masalar birleştirilmiş bile. Geç ka...

Caddebostan 2/7

"Şu ileride bir adam bize bakıyor. Bahsettiğin Mehmet Bey olmasın?" "Kim, dur bakayım. O galiba ama bu yaşta herkes birbirine benziyor. Seneler geçtikte boylar kısalıyor, kilo azalıyor." "Aman be Hülya, senin aklına uydum geldim. Ne işim olsun benim bu yaştan sonra Ahmetle Mehmetle." "Yaşında ne varmış ayol. 62-63. Orta yaşı yeni geçtin say. Hem bunca sene yalnız yaşadın da ne oldu. Bir de bunu dene." "Kim, ben mi yalnızım. Evde üç tane kızım var, sokaktakileri saymıyorum." "İyi tamam işte Mehmet de sever kedileri, beraber beslersiniz sokaktakileri de. Bu arada doğru tahmin etmişsin. Gelmiş bizim Mehmet." "Bilemedim, eli yüzü düzgünmüş. Fotoğraftakinden iyi görünüyor. Bahsettin değil mi bir arkadaşımla tanıştıracağım diye." "Ay unuttum ben onu tamamen. Kafa mı kaldı bende. Geçen b12'mi ölçtürdüm, düşük çıktı. Dil altından hap verdi doktor, onu almayı da unutuyorum. İsmet de kızıp duruyor." "Sahi o ...

Caddebostan 1/7

Pazartesi sabahlarını çok seviyorum. Herkes işe ve okula yetişme telaşıyla yollara dökülürken balkonumda oturup onları izlemeyi, ardından sabah hengamesi geçip otobüsler biz emeklilere kaldığında, sahile inmeyi, karşı kıyıya bakıp hayaller kurmayı seviyorum. Gene bir pazartesi, gene sahil bize kalmış. Birazdan gelir arkadaşlar. Bu hafta Caddebostan sahilinde buluşacağız diye sözleştiydik.  Bakıyorum Beltur'un bahçesine tanıdık kimse var mı diye? Şu sırtı dönük oturanı Hülya Hanım'a benzettim ama karşısındakini çıkartamadım. Belki de Hülya Hanım değil, bu mesafeden seçmem zor. Hoş saat erken daha, 11 demiştik. Onlar benim gibi uzaktan gelmiyor tabi, gelmiş olabilirler.  Kireçburnu'ndan Caddebostan uzak olur bana dedim ama ikna edemedim. Asuman Hanım, Mehmet Bey sana da değişiklik olur, biz nasıl geldik Sarıyer'e diye sitem etti. Haklılar, kimi Üsküdar'dan kimi Kadıköy'den, Hülya Hanım Bostancı'dan kalkıp geldiler Sarıyer'e.  Bakalım ne haberler birikmiş. ...