Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Eylül 21, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Gezinti 7/7

Bu tramvay da tam zamanını buldu geçmek için. Duydu mu acaba soru mu? Bence duydu ve sustu. Ne diyeceğini bilemiyor. Düşünüyor elbette. Doluya koyuyor olmuyor, boşa koyuyor dolmuyor. Mert'i düşünüyordur. Oğlan ne diyecek? Evli barklı adam oysa Mert. Annesinin daha mutlu olmasını istemez mi? Peki benimle daha mı mutlu olur? Bu yaştan sonra, onca sene yalnız yaşamaya alışmış.  "Bir şey mi dedin, tramvay geçince duyamadım." Acaba gerçekten mi duymadı yoksa benim bu aptalca sorumu duymamazlıktan mı geliyor.  Duymadı bence, ama bir daha sormaya cesaret edebilir miyim? Ya duymuşsa ve sessiz kalmanın daha doğru olduğuna karar vermişse. Her şeyin en doğrusunu kadınlar bilir.  Ne güzel bir şarkıdır o, then I spoil it all by saying something stupid like I love you. Neyse ki duymadı.  "Şu İnci Pastanesinden bir şeyler alsak mı diyordum. İdea yerine Moda iskelesine gideriz."

Gezinti 6/7

Anlamazdan mı geliyor, anlamıyor mu? Endişe ettiği bir şeyler mi var? Bunca senedir tanıyoruz birbirimizi, saklı gizli yok aramızda. Doğrudan sorsam. Yok ama şimdi haftada bir de olsa görüyoruz birbirimizi. Yok, bu dostluğu yitiremem.  "Bu kez nerede oturalım?" "İdea'ya yürüsek yorulur musun?" "Yok canım. İyi olur, sen yorulmam diyorsan, yavaş yavaş gideriz. Dönerken ekmek alırım okulun oradan." O ekmeği beraber yesek, olmaz mı? Sabah çayı demlediğinde, tek başına içeceğine birlikte içsek. Şurada kaç kahvaltımız kaldı kim bilir? Artık ayrı evlerde tüketeceğimize kalan ömrümüzü bir arada geçirsek zamanımızı. "Ben diyorum ki, acaba biz, yani sen ve ben, olmaz mı?"

Gezinti 5/7

"Şuradaki tekirle sarmana da verirsek mamalar bitecek."  "İyi yapmışsın üç paket almakla. Başta çok görünmüştü gözüme ama sokaklar kedi dolu." "Sizin evde var mıydı kedi?" "Köydeyken arada eve gelip yemek yiyen kedilerimiz eksik olmazdı. Üniversitede arkadaşlarla tuttuğumuz evde, apartmanın önünde beslediklerimiz oldu. Sonra evlenince eve aldık bir tane, aslında Pamuk yerleşti eve desem daha doğru olur. Epey uzun yaşadı bir kediye göre. Onu kaybedince istemedim. Şimdi sokakta görünce sevmek yetiyor bana. Kemal pek sevmezdi, benim hatrıma seviyormuş gibi yapardı ama sevmediğini anlardım. Senin var mıydı kedin?" "Yok, Sevim'in alerjisi vardı. Bırak eve almayı, kedili arkadaşlarımızın evine bile gittiğinde hapşırmaya başlardı. Rahmetli çok severdi ama işte, kader, sağlığı izin vermiyordu." "Kaç sene oldu kaybedeli?" "8 yıl." "Yalnızlık zor gelmiyor mu sana?" "Yalnız değilim ki, Serpil var, Kerem var, ...

Gezinti 4/7

Ben ne diyeyim size. Yaşlısınız diye ağır miyavlamak da istemiyorum ama güvercine kış demek de nereden çıktı. Doğanın dengesi bu bir yerde. Madem avımı kaçırdınız bari tüylerimi okşayın biraz.  Amca, sen nereye gidiyorsun. Teyzeyi yalnız bırakmasaydın. Dur bakayım, yoksa? Gerçekten mi? Şimdi gözlerim yaşaracak. Hâlâ iyi insanlar var bu dünyada diyorum arkadaşlara. Hele Kadıköy'de.  Markete mi gönderdin amcayı teyzeciğim. Anladığım kadarıyla bana mama almasını söyledin. Keşke sizler de anlayabilseydiniz beni. Kim bilir neler anlatırdık birbirimize. Demek ikinizin de eşleri öldü. Farklı kıtalarda olsa da aynı şehirde yaşıyorsunuz. Beni de alsanız biriniz evine? Havalar güzel şimdi ama soğuyacak eninde sonunda, kışı geçirirdim.

Gezinti 3/4

"Haydi havalan sen de. Canına mı susadım, bak pusuya yatmış bekliyor tekir." "Ne tatlı şeymişsin sen öyle. Bir de konuşuyor baksana, mırmır da mırmır. Güvercin mi avlayacaktın sen? Bu kadar insanın geçtiği sokakta güvercin bekler mi seni? Şu marketten bir mama alıver, sevaptır." "Su alacaktım zaten, kuru mu alayım, yaş mı? Sen de su ister misin?" "İyi olur, küçük paketli bir şey olsun, yaş kuru fark etmez. Yiyorlar hepsini. Kuru varsa, kuru al ama onun bulaşığı daha az oluyor." "Aman da aman, amcanı gönderdim mama almaya. Keşke anlasam ne dediğini. Dilin şişmiş gibi, susmuyorsun hiç. Ben de öyle oluyorum Mehmet'le buluşunca. O evinde tek, ben evimde tek. Kemal Bey göçünce böyle kalıverdim bir başına ya. Sen de yalnız mısın? Mert duysa kızar, anne aynı apartmanda oturuyoruz diye ama işte aynı apartman da olsa dört duvar içinde yalnızım. Üstü kapalı çok söyledim Mehmet'e ama anlamazlıktan geliyor. Bu yaştan sonra ilanı aşk edecek değil...

Gezinti 2/7

Kimsede saygı kalmamış. Hoyratça yürüyorlar. Etrafa dikkat eden yok. Zaten bir sürü gürültü, dikkat dağıtıcı, uyarı şeyler var. Bir de bunlar, sağlarına sollarına bakmadan dümdüz ilerliyorlar. Haliyle kimsecikler kalmıyor ortada. Kimisi zıplayarak, kimisi koşarak, olmadı uçarak kaçıyorlar.  Amca, teyze haydi siz de biraz hızlı yürüyün. Anlıyorum yaşlanmışsınız, yol yokuş, çıkmak zor. Ama bunlar da uzun süre beklemiyor durdukları yerde. Siz şöyle ürkütmeden, kenardan kenardan geçiverin. Yoksa bu macera da geçen seferki gibi bitecek. Geçenlerde tam pusuya yatmıştım, arabanın tekerleğinin kenarındayım. Yerle bir olmuş vücudum. Nefes bile almıyorum neredeyse. O kadar konsantreyim. Bir yandan dikizliyorum bir yandan hesaplıyorum. Ne zaman harekete geçmek en doğrusu, hangi hızla fırlamalıyım yerimden. Ne tarafa doğru kaçmaya çalışır, nerede kıstırabilirim. Tüm olasılıkları gözden geçirdim ve şimdi demeyi beklerken.. "Anne bak, kedi yere yapışmış."

Gezinti 1/7

"Zamanında kadı mı oturuyordu acaba bu köyde, adı bu yüzden mi Kadıköy?" "Hiçbir aklıma gelmemişti. Bilmem, semt isimlerinin hikâyesiyle ilgili bir kitap görmüştüm. Orada yazıyordur." "Kitaba gerek yok, ben sorarım şimdi Çetin'e." "Çetin de kim?" "Ben Çetin diyorum. Daha kolay oluyor. çetcepete mi peçete mi öyle bir şey varmış. Torun gösterdi bana. vatsapa bir şey ekledi. Oraya yazıyorum, söylüyor." "E, sordun mu Çetin'e" "Bir sürü bir şeyler yazdı. Kısaca Kadı yönetiyormuş Osmanlı zamanı. O yüzden Kadı Köy olmuş adı. Eskiden Kalkedon'muş." "Kalkedon'u bildim, Fenerbahçe parkının orada belediyenin tesisinin adı da Kalkedon." "Baksana şunlar anahtarlık mı?" "Senin torun sever, hediye al istersen?" "Sever değil mi?" "Kaçıncı sınıfa gidiyor şimdi?" "11 oldu." "Kocaman olmuş desene. Bu durumda başka bir şey alsan daha iyi. Ne yapsın genç kız...