"Gel bakalım buraya Sarman, bey mi hanım mı?"
Aa, gerçekten benim fotoğrafımı koymuş. Bu sefer açılsınlar lütfen sevgili yazar. Bu sözlerimi iç ses olarak değerlendirdin sanırım. Konuşma işareti falan da koymamışsın. Aman, neyse ne. Konuşma meraklısı değilim.
"Çay bahçesine geldik bile. Şu havuzun kenarındaki masaya oturalım mı?"
"Olur. Kahvaltılık bir şeyler de var mıdır acaba?"
"Kedi için değil mi?"
"Baksana, aç belli."
Yazarcığım, beni bırak lütfen. Haydi sadede gelin. Bu arada illa bir şeyler söyleyeceklerse salam rica ediyorum.
"Pardon bakar mısınız?"
"Buyurun hanımefendi."
"Mehmet sade kahve değil mi?"
"Evet, iki sade kahve, bir de salam, sosis gibi bir şeyler var mıydı sizde?"
"Kedi için mi salam, sosis."
"Evet, lütfen."
Ama yazar, söz vermiştin. Salam ve sosis ile kandırma beni ne olur...
"Mehmet, diyorum ki."
"Vildan ben diyorum ki."
"Önce sen"
"Bu kadar iyi anlaşan iki kişi, günün her anını birlikte geçirmeli diyorum."
"Aylardır nasıl desem diye kıvranıyordum Vildan."
Sözünde duracağını biliyordum, yaşasın !!!!

Yorumlar
Yorum Gönder