"Şehrin öbür ucuna mal bırakmaya razıyım, şu İstiklal'e girmeyeyim de. Ama ne mümkün, her cumartesi ilk sevkiyat buraya. Neyse, yağmurdan herhalde. Bugün sakin ortalık. Araba trafiği değil, yaya trafiği büyük dert. Bir de şu turistlere fotoğraf çektirme dışında hiç bir şeye yaramayan tramvay yok mu. Anladık, raylar senin ama biz de işimize gücümüze bakacağız. Yeri geliyor giriyoruz senin yoluna. Vay, sen misin giren. Garip de bir kornası var bunların."
Amma konuştun be adam. Kafam şişti. İki dakika sus da sür şunu. İlerde sağda bak dükkan. Bekliyorlar.
Keşke dilimin ucuna gelenleri sesli söyleyebilsem.
"Boşver be Osman Abi. Şehrin süsleri onlar."
"Tarih öğretmeniydin değil mi sen."
"Sanat tarihi Osman Abi. Ama atanamayanından. Yani aslında öğretmenlik yapmadım hiç. Bu yüzden sanat tarihi mezunu daha doğru olur."
Yorumlar
Yorum Gönder