Şehir hatları gemisi Sarıyer'den binenlerle yoluna Rumeli Kavağı'na doğru devam ediyordu. Hava güneşli ama soğuktu. Boğazın çıkışına ilerlerken sahildeki manzara değişmişti. Ne kıyıda yalılar ne sırtlarda gökdelenler, varsa yoksa yeşillik ve arada görülen tek tük binalar.
Yazar tam da bu satırda durdu. Çayından bir yudum aldıktan sonra iyi bilmediği bir bölgeyi tanımlarken hata yapmaktan endişe duydu. Soğumaya yüz tutmuş çayından bir yudum daha aldı, dışarıda esen deli rüzgarı dinledi bir süre. Fırtına olacak diyordu hava tahmini, doğru çıktı diye düşündü.
Öykünün dört bileşenin hiç birisi yok bu metinde, zorlayarak kişi ve zamanı bulsak bile olayın olmadığı bir metne öykü diyebilir miyiz? Sanırım karanfil konulmuş çaya, bergamot aromasını bastırmış.
Köpek, rehber köpek mi olsa? Adam görme engelli olsa mesela, çocuk buna ilişkin sorular sorsa annesine ve adama.
Neyse, bunlar yarının konuları diye yazdı.
Çayı da bitmişti.

Yorumlar
Yorum Gönder