Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Emirgan 7/7

"Bu hafta sonu var mı yürüyüş?" "Olmaz mı? Beykoz'un köylerine doğru bir parkurda yürüyeceğiz. Sen de gelsene." "Zorlu mu parkur." "Zor sayılmaz. Daha önce yürümüştük, çoğunlukla düz. Kısa tırmanışlar var ama eğim fazla değil." "Sabah erken mi gidiyorsunuz?" "Evet, erken. Bak ne diyeceğim, yanlış anlamazsan eğer. Cumartesi bana gel, pazar sabahı birlikte gideriz." "Aslında çok iyi olur. Misafir odan varsa?" Ah Hülya ah, her şeyi yanlış anlamışsın.  "Elbette, kedilere alerjiniz yoksa rahat edersiniz misafir odasında." "Kedileri çok severim. Sevim'in alerjisi olduğu için eve alamadıydık." Ne Sevimmiş ama, sekiz sene geçmiş, hâlâ Sevim de Sevim.

Emirgan 6/7

"Sekiz yıl oldu Sevim'i kaybedeli. Yeni bir düzen kurmam kolay olmadı. Herşeyi birlikte yapmaya o kadar alışmışım ki, hâlâ arada yanımda Sevim varmış gibi anlatırken yakalıyorum kendimi." "Çok zor olmalı senin için ama hayat devam ediyor. Yas bir noktada sona ermeli." "Yas değil, kabullenmede zorlanma demek daha doğru sanırım." Bununla işimiz zor. Hülya bahsetmişti ama abartıyor demiştim. Sevim de Sevim. Sen anılarınla yaşa, ben korunun tadını çıkartayım, sonra sen sağ ben selamet. Hiç çekemem bu saatten sonra.  "Sevim'den sonra hayatıma kimseyi sokamadım. Lütfen beni bağışlayın." "Bağışlamak ne kelime Mehmet, olur mu hiç."

Emirgan 5/7

"Kaç gündür süren kulak çınlamasının nedeni belli oldu sonunda." "Hiç inanmam o tür şeylere." "Çınlamıyordu zaten." "Sevim Hanım'dan bahsetti. Başınız sağolsun." "Çok teşekkürler. Sevim'le çok iyi anlaşırlardı. Hoş beni de sever ama Sevim'le kardeş gibilerdi desem yeridir." "Öyle anlattı. Seni de çok seviyor ve önemsiyor. Tanışmamızı istemesi bu yüzden." "Tanışmamızı Hülya mı istedi. Caddebostan'a benimle tanışmak için mi gelmiştin?" "Fark etmediğine üzüldüm." "Bir şeyler sezdim ama kalabalıkta insan emin olamıyor hiçbirşeyden." "Takılıyorum, ayak üstü buluşmadan ne anlayacaksın."

Emirgan 4/7

"Hep ben anlatıyorum. Siz neler yapıyorsunuz. Mesela, fotoğraf çekmeyi sever misiniz?" "Bir şey rica etsem. Bu siz - bizi kaldırsak olur mu?" "Hiç sormayacaksın diye endişeleniyordum." "Ayıp olur diye soramadım ilk başta." "Neyse, bu sizlerden kurtulduğumuza sevindim." "Hülya ile okuldan mı tanışıyorsun?" "Yok, mahalleden. Bana yakın oturuyorlar. Beltur'da, caddede, sahilde karşılaştıkça selamlaştık. Sonra baktık iyi anlaşıyoruz. Şimdi kırk yıllık ahbap olduk. Senden o kadar çok bahsetti ki Caddebostan buluşmasının ardından." "İyi bahsetmiştir umarım." "Kötü bahsetmesini mümkün mü?" "Sağolsun."

Emirgan 3/7

"Elif Hanımcığım, köşkler tadilattaymış ne yazık ki. Ne kadar vaktiniz var bilemedim, burada büfelerde çay, kahve, tost falan satılıyor ama vaktiniz varsa aşağıda Emirgan Sütiş'e gidebiliriz ya da Sabancı Müzesi'nin kafesine." "İşin doğrusu vaktim var ama korudan ayrılasım yok. Baksanıza, her ağaçta sincaplar, oradan oraya koşturuyorlar." "Şu adam epey fotoğrafını çekti. Acaba yakalayabildi mi merak ettim." "Hiç benlik değil." "Siz çekmez misiniz?" "Yok, inanır mısınız hayatım boyunca hiç fotoğraf makinem olmadı. Bu telefonlara kamera koyduklarında bile çektiğim kare 10 olmamıştır." "Neden? Özel değilse?" "Anıları aklıma kaydetmeyi tercih ediyorum." "Hafıza yanıltır ama." "Yanılmanın neden kötü olsun ki? Hatırlamak istediğim gibi kaydediyorum anıları. Size de öneririm." "İlginç bir yaklaşım."

Emirgan 2/7

"Merhaba Mehmet Bey." "Merhaba Elif Hanım, hoş geldiniz Emirganımıza." "Hoşbuldum. İyi gördüm sizi, yukarı yürüyerek mi çıktınız." "Evet, otobüsle geldim, oradan yürüdüm. Öyle fazla dik değil zaten." "Maşallahınız var, spor yaptınız mı gençliğinizde." "Aşk olsun Elif Hanımcığım. Hâlâ genciz." "İlahi Mehmet Bey. Yeni orta yaş 75 diyenlerden misiniz siz de?" "Ben çıtayı yükselttim. Yeni orta yaş 80." "Siz de spor yapıyor musunuz?" "Yürüyüş spordan sayılırsa, üniversiteden bu yana düzenli yürüyorum. Çoğunlukla doğa yürüyüşleri. Emekli olduktan sonra vakit çoğalınca yürüyüş gruplarıyla aşağı yukarı her hafta sonu bir yere gidiyoruz." "Günübirlik mi?" "Öyle, sabah erken çıkıyoruz. Kışın daha erken kararıyor, karanlığa kalmadan yürüyüşü tamamlamış oluyoruz." "Ben de katılmak isterim, temponuza ayak uydurabilirsem."

Emirgan 1/7

Koruya geldim diye arayıp söyleyeyim. Yoksa onun aramasını mı beklesem. Arabayla geldiğini söylemişti. Eskiden bu saatlerde trafik olmazdı ama artık günün her saatinde ve şehrin her yerinde... Emekli adamın trafikle ne işi olacak diyorlar söylendiğimi duyunca. Sanki emekliler gidecekleri yere uçarak ulaşıyorlarmış gibi.  "Alo, Elif Hanım. Geldiniz mi yoksa?" "Biraz uzun sürdü ama geldim sonunda. Park ediyorum şimdi. Siz ne taraftasınız?" "Ben caddeden girdim, yukarı doğru yürüyorum. Havuzun orada buluşalım mı?" "Köşkün önündeki havuz değil mi?" "Evet, şelale falan var. Cam heykeller, süslemeler. Kime sorsanız gösterir zaten." "Mehmet Bey karşıda oturuyorum ama Emirgan Korusunu çok severim. Biliyorum bahsettiğiniz yeri. Birazdan görüşürüz." Pek bir alıngan sanki.