Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Burgazada 7/7

Biriyle konuşmak ne kadar iyi geliyormuş insana. O kadar arkadaşım var ama her birini senelerdir tanıyınca, konuşacak konu bulamıyoruz. Farklı bir insanla konuşmak iyi geldi. Acaba Haldun ne düşünüyor? Sorsam ya doğrudan? "Haldun Bey, çok keyifli bir gün oluyor benim için, siz ne düşünüyorsunuz?" "Tam olarak aynı şeyi düşünüyor ve sormaya çekiniyordum, acaba Elif Hanım sıkıldı mı diye." "Müzeye geldik bile hiç fark etmeden. Bu arada telefon numaralarımızı paylaşalım derim. İstanbul'da da görüşmek isterim sizin için de uygunsa." "Çok memnun olurum."

Burgazada 6/7

Düşüncelerimi okudu sanki. O kadar belli ediyor muyum acaba?  "Yalnızlık diyorum, Nermin'den sonra fark ettim aslında hep iki kişilik düşünüp yaşamışım." "İnsan alışıyor zamanla. Ben neredeyse hep yalnız yaşadım. Tek geliyoruz dünyaya ve tek gidiyoruz buradan. Ne zaman öleceğimizi bilsek farklı yaşar mıydık sence?" "Garip olurdu. Sen ne yapardın, mesela, Allah gecinden versin, haftaya öleceğini bilsen ne yapmak isterdin?" "Roma'ya giderdim herhalde. Bir kaç kez gittim yurtdışına ama Roma'yı görmedim. O ki bir haftalık ömrüm kalmış, son nefesimi Roma'da vermek isterdim. Ya sen?" "Londra'ya kızımın yanına giderdim herhalde. Onu ve torunumu son kez görmek, onları ne kadar çok sevdiğimi yüzlerine bakıp söylemek isterdim."

Burgazada 5/7

Doğa yürüyüşleri, öykü denemeleri, yemek, kediler... Günler böyle geçip gidiyor ama bir boşluk var ki o bir türlü gitmiyor. Nedir bu boşluğun sebebi, bilsen bu güne kadar doldururdun zaten.  Bilmiyor musun gerçekten?  Yalnızsın. Kendi seçimim yalnız olmak, hem hiç de yalnız değilim.  Kedilerim var, öykülerimin kahramanları, arkadaşlarım, kuzenlerimin çocukları...  Hepsi var ama, hepsinin kendi hayatları var. Öykü kahramanlarının bile, ki kimilerinin hayatı epey maceralı. "Yalnızlık zor değil mi Elif Hanım?" "Nasıl?"

Burgazada 4/7

"Öykü yazıyorum demiştiniz. Yayınlıyor musunuz bir yerlerde?"   "Şimdilik yayınlamıyorum. Biraz biriksin, yayınevlerine göndermeye niyetim var." "Önce dergilere falan mı gönderseniz? Bir arkadaşım vardı. O da emekli olduktan sonra başlamıştı edebiyatla ilgilenmeye, daha doğrusu okurluktan yazarlığa geçmeye. Bir kaç online dergide yayınlandı öyküleri." "Online dergiler de mi var?" "Artık her şey online. Basılı derginin maliyetine katlanmak kolay değil. Basmak bir dert ama asıl parayı kargo tutuyormuş. Geçen radyoda anlatıyorlardı." "Sever misin radyo dinlemeyi?" "Radyo gibisi yok. Açık radyo vardı, artık Apaçık radyo oldu ama o da online."

Burgazada 3/7

"Ne içersiniz?" "Ben bir sade Türk kahvesi alayım." "Bana da bir Türk kahvesi ama orta olsun benimki." "Tiramisumuzu da öneririm. Çok beğeniliyor. Kahveyle iyi gider." "Ben istemem ama?" "Yok, ben de almayayım, kahveyi orta istedim, o şeker yeter bana. Dikkat etmezsem hemen kiloya dönüyor bu yaşta." "Adanın bu sakinliğini seviyorum. Hafta sonları böyle olmuyor. Bir harala gürele, insan ne dolaştığı yerin keyfini alıyor, ne yediğinin ne içtiğinin."

Burgazada 2/7

Böyle büyük büyük konuşanlardan uzak dur derdi annem. Hayatın kendisine özensiz olduğunu düşünen bir adam gibi görünmüyor oysa. Kendine haksızlık yapma döneminden geçiyordur belki. Kaç senelik karısını kaybetmiş, acısı tazedir daha.  "Bir soluklansak mı sahilde oturup?" "İyi olur, hem şu güneşin tadını çıkartalım, hep kediler mi güneşlenecek?" "Siz de sever misiniz kedileri? Benim evde üç tane kedim var." "Çok severim, ama evde bakımı zor. Kumuydu tüyüydü, onlar için de hapislik gibi bir yerde." "Benim kızlar dışarıda hayatta kalamayacak haldelerdi. İkisi görmüyor, biri sağır. Barınak gibi onlar için bir yerde." "Ne iyi etmişsiniz. Sokaktan sahiplendiniz o zaman." "Aslına bakarsanız onlar beni sahiplendi. Kör kızlarım ayaklarıma dolandı, sağır olan arabanın altındaydı. Neyse ki çalıştırmadan fark ettim."

Burgazada 1/7

Halat bağlandı, anons yapıldı, inenler inecek, binenler binecek ve yolculuk devam edecek. Kınalıdan sonra Burgaz, ardından Heybeli ve son durak Büyük ada.  Haydi bakalım Haldun Bey, tek bindiğin vapurdan bir arkadaş edinmiş olarak iniyorsun.  "Heykel değişmiş mi? Burada heykel olduğunu hatırlıyorum ama benim aklımdaki daha küçüktü." "Bilemedim, etrafa çok dikkat etmem." "Neden ki?" "Tek kelime ile cevap vermem gerekirse, özensizlik." "Neye karşı." "Yaşamın kendisine."