Ana içeriğe atla

yeni 5/7

"Elif Hanım madem Roma'ya gideceksiniz sizden ricam Kolezyum fotoğraflarını günün farklı saatlerinde çekmeniz. Her ışıkta ayrı güzellikler fark edeceksiniz."
Böyle demişti Hasan Hocam. Dediği kadar varmış. Gün batarken daha bir güzel, şu çiçekleri kareye alma fikri fena değil bence. İstanbul'a dönünce Hasan'a da göstereyim, bakalım beğenecek mi?

Deklanşöre basmadan önce birkaç saniye bekliyorum. İnsanlar kadrajdan çıkmıyor; kimisi aceleyle yürüyor, kimisi durup aynı benim gibi bakıyor. Kolezyum hiç umursamıyor bizi. Yüzyıllardır aynı yerde, aynı sabırla duruyor. Belki de en iyi pozlarını, kimsenin fark etmediği anlarda veriyordur.

Bir fotoğraf daha çekiyorum. Bu sefer ışık daha yumuşak, taşların üzerindeki gölgeler derinleşmiş. Çiçekler biraz eğilmiş, sanki onlar da akşamı hissediyor. Hasan Hoca haklıymış; aynı şey değil bu, bir öncekine benzemiyor. Aynı yer, aynı yapı ama başka bir hâl.

Telefonu cebime koyup bir süre sadece bakıyorum. Fotoğraf çekmeyince eksik kalacakmış gibi geliyor insana ama bazen kaydetmemek daha iyi. Hafızaya bırakmak. Belki de bazı anlar, gösterilmek için değil, taşınmak içindir.

Yarın sabah yine geleceğim buraya. Sabah ışığında nasıl göründüğünü merak ediyorum. Ama asıl merak ettiğim şey şu: Kolezyum mu değişiyor, yoksa ben mi? 





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bu blogda ne bulacaksınız...

Blogda her pazar günü başlayacak ve yedi gün sürecek bir arkası yarın öykü dizisi yayınlanacak... Öykülere birbirine yakın yerlerde ya da konseptte çektiğim fotoğraflar eşlik edecek... Kimi birbiriyle ilişkili kimi bağımsız, ortak özellikleri birbirine yakın yerlerde yaşanmış olmaları. Her hafta PAZAR günü yeni seri... İlk öykü 31 Ağustos 2025 PAZAR günü başlıyor... Öyküler ve fotoğraflar aynı gün, oyku7.blogspot adresli Instagram sayfasında da yayınlanacak...

Dönüş 5/7

Geçinmenin böylesi zorlu olduğu zamanda bile adamdaki duyarlılık ayakta tutuyor ülkeyi demek ki. Gerçi böylesi insanların sayısı azalıyor. Yeni nesilde yok bu anlayış. Yaşlanıyorsun Ergin Hocam. Nedir bu yeni nesil düşmanlığı. Bak, etrafın cıvıl cıvıl genç dolu. Senelerdir onlarla iç içesin. Üniversitedeki öğrencilerin artık yarı yaşından küçük. Sen üniversitede okurken onlar doğmamıştı bile. Kemal'i aramayı unuttum. Bir hoşcakal demek lazım. O kadar ilgilendi çocuk. "Alo Kemal Hocam." "Ergin Hocam, merhaba. Ben de diyordum konferans bitti Ergin Hocam kayboldu diye. Rahatsız etmek istemediğim için aramamıştım. Özlemişsinizdir İstanbul'u." "Özlemişim doğru, arkadaş eş dost da beni özlemiş. Her günüm dolu geçti, sizinle de bir akşam oturmak kısmet olmadı." "Dönüşünüz yarındı değil mi Hocam. Bu akşam oturalım size de uyarsa?" "Bu akşam, bu akşamla başlayınca cümleye aklıma Zeki Müren geldi." "O zaman dolaşalım bütün meyhaneler...

Vapurda 2/7

"Büyük beklentiler içerisine girmediğinizde, hayatın size verdikleriyle mutlu olmasını öğreniyor insan." "Çok edilgen bir yaklaşım değil mi ama Hocam?" "Hayatın karmaşıklığını çözmeye kalkışmak, planlar yapıp beklentiler içine girmek bana haddini aşmak gibi geliyor. Eğer söylediğimi edilgenlik olarak görüyorsan, yapacak bir şey yok. Yaşasın edilgenlik." "Lafa daldık vapuru kaçıracağız, haydi daha yürümemiz lazım iskeleye kadar." "Meydana karşı oturmayalı seneler oluyor. Bir sonrakine bineriz ya da vapur yerine motora binelim, hem daha yakın değil mi?" "Seçeneğim varsa vapur diyenlerdenim ben Hocam." "Peki Kemal, kırmayayım seni. Hesap bende ama." "Aman Hocam, onca sene sonra gelmişsiniz İstanbul'a. Hesabın lafı mı olur."  "Meydanın yeni düzenlemesi iyi olmuş. Eskiden keşmekeşti burası. Otobüsler, minibüsler, yürüyecek yol bulunmazdı." "Bence de iyi oldu böylesi. Trafik sıkışıyor, ama eski...