Uzun süre bakıp durdum bu merdivenlere. Aynı yerden başlayıp aynı yere ulaşan iki merdiven olsalar da başlangıç ve bitiş anları dışında yolları kesişmiyor. Rehberlerin sesleri, telaşlı kalabalıklar, sabırsız ve yorgun çocuklar... Etrafımda bitmeyen hareketliliğin ortasında merdivenlerin başından ayrılamadım.
Bir kaç kare fotoğrafını çeksem de bende oluşturduğu düşünceleri fotoğraf karesine hapsedemeyeceğimi anlayınca bıraktım yürüyenleri flu, merdivenleri net çekme çabasını.
Birbirini sarmalayarak aynı hedefe ilerleyen ve yolu hiç kesişmeyen iki merdiven. Haldun Bey'in sorusuna verdiğim yanıtın beni getirdiği Roma'da, daha doğrusu Vatikan Şehri'nde merdivenlere bakıp düşünüyorum acaba kimlerle birbirimize değmeden ilerliyoruz hayat yolculuğunda.
Belki de her gün yanından geçtiğimiz insanlar, bizimle aynı yerden başlayıp aynı sona yürüyen ama hiç karşılaşmayan yol arkadaşlarımız. Kısa bir bakış, yarım bir cümle ya da hiç yaşanmamış bir selam… Merdivenler gibi, düzenli ve mesafeli.
Oradan ayrılırken şunu fark ettim: Bazı yollar kesişmez, ama yine de insanın aklında kalır. Ve bazen bir yolun anlamı, seni nereye götürdüğünden çok, kime değmeden geçtiğinle ilgilidir.
Merdivenlerin başından ayrılırken Haldun Bey’in sesini duyar gibi oldum. Sanki o soruyu özellikle sormuş, beni buraya kadar göndermişti. Cevabımın doğru olup olmadığını artık umursamıyorum. Roma’da, Vatikan’ın ortasında iki merdivene bakarken anladım ki bazı sorular cevaplanmak için değil, insanı yola çıkarmak için soruluyor.
Belki İstanbul’a döndüğümde ona merdivenlerden bahsetmem. Fotoğrafları gösteririm sadece. O bakar, başını sallar, bildiği bir şeyi duymuş gibi. Ben de söylemediklerimi içimde taşırım: Aynı yerden başlayıp aynı yere yürüyen ama birbirine hiç değmeyen yolları.
Bazı düşünceler, ancak böyle tamamlanıyor. Söylenmeyerek.
Yorumlar
Yorum Gönder