Ana içeriğe atla

yeni 7/7

Whatsapp'tan arasam ayıp olur mu? Adamın numarasını aldıktan sonra bir iki konuşmuş olsaydım keşke. Şimdi ilk aramayı whatsapp'tan yapmak, ne bileyim, pek uygun gibi gelmiyor bana. Neyse ne, Tiber nehrinin kenarına beni getiren adama nehrin kenarındayken teşekkür etmek istememde yanlış bir şey yok.
"Elif Hanım merhaba. Bende diyordum öyküsever Elif Hanım hiç aramadı diye."
"Hep aklımdaydınız ama denk gelmedi Haldun Bey. Nasılsınız?"
"İyiyim, hep aynı şeyler. Görüntülü mü arayacaktınız acaba diye düşündüm whatsapp araması olunca."
"Öyle yapalım uygunsa sizin için."
"Uygun uygun, sahilde oturuyorum."
"Bakın bakalım ben neredeyim?"
"Bir nehir kenarı ama çıkartamadım. Sanki İstanbul değil burası?"
"Doğru tahmin. Son haftam kalsa Roma'ya giderim demiştim ya size. Dedim, son haftam olmadığını nereden biliyorum, en güzeli gideyim hâlâ gidecek enerjim varken."
"Ne kadar iyi yapmışsınız. Benim için de gezin. Tiramisu yemeden dönmeyin sakın."
"Öyle bir hata yapmam merak etmeyin. Ne güzel bir tesadüftü sizinle karşılaşmak. Geçen gün Vatikan'a gittim."
"Roma kazan siz kepçe, sarmal merdivenler var girişinde. Umarım görmüşsünüzdür."
"Bu kadar olur, tam ondan bahsedecektim."
"Ne çok insan gelip geçiyor yanından ama pek azı fark ediyor bence."
"Hayata benzettim ben, kim bilir kimlerle farklı sarmal merdivenlerdeyiz. Biliyor musunuz bol bol fotoğraf çektim hem de."
"Döndüğünüzde görüşmek şart oldu. Tiramisu konusunda ben de iddialıyım. Beklerim."

"Memnuniyetle," dedi. "Fotoğrafları da getiririm."

Bir süre daha konuşmadılar. Telefon ekranında Tiber’in suyu ağır ağır aktı, Haldun Bey’in arkasında dalgalar kıyıya vurdu. İki ayrı şehir, iki ayrı kıyı… Aynı anda, aynı sessizlikte buluştular.

Elif telefonu kapattığında akşam iyice çökmüştü. Nehir yerindeydi, şehir yerindeydi ama o, biraz yer değiştirmiş gibiydi. WhatsApp’tan aramanın ayıp olup olmadığını artık düşünmüyordu. Bazı aramalar usulle değil, ihtiyaçla yapılırdı.

Ayağa kalktı. Yürürken şunu düşündü: Hayatta bazı insanlar vardır, yolları seninkiyle uzun süre kesişmez. Ama doğru yerde, doğru anda, aynı merdivenin başında karşılaşırsınız. Ve bu, çoğu zaman yeterlidir.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bu blogda ne bulacaksınız...

Blogda her pazar günü başlayacak ve yedi gün sürecek bir arkası yarın öykü dizisi yayınlanacak... Öykülere birbirine yakın yerlerde ya da konseptte çektiğim fotoğraflar eşlik edecek... Kimi birbiriyle ilişkili kimi bağımsız, ortak özellikleri birbirine yakın yerlerde yaşanmış olmaları. Her hafta PAZAR günü yeni seri... İlk öykü 31 Ağustos 2025 PAZAR günü başlıyor... Öyküler ve fotoğraflar aynı gün, oyku7.blogspot adresli Instagram sayfasında da yayınlanacak...

Dönüş 5/7

Geçinmenin böylesi zorlu olduğu zamanda bile adamdaki duyarlılık ayakta tutuyor ülkeyi demek ki. Gerçi böylesi insanların sayısı azalıyor. Yeni nesilde yok bu anlayış. Yaşlanıyorsun Ergin Hocam. Nedir bu yeni nesil düşmanlığı. Bak, etrafın cıvıl cıvıl genç dolu. Senelerdir onlarla iç içesin. Üniversitedeki öğrencilerin artık yarı yaşından küçük. Sen üniversitede okurken onlar doğmamıştı bile. Kemal'i aramayı unuttum. Bir hoşcakal demek lazım. O kadar ilgilendi çocuk. "Alo Kemal Hocam." "Ergin Hocam, merhaba. Ben de diyordum konferans bitti Ergin Hocam kayboldu diye. Rahatsız etmek istemediğim için aramamıştım. Özlemişsinizdir İstanbul'u." "Özlemişim doğru, arkadaş eş dost da beni özlemiş. Her günüm dolu geçti, sizinle de bir akşam oturmak kısmet olmadı." "Dönüşünüz yarındı değil mi Hocam. Bu akşam oturalım size de uyarsa?" "Bu akşam, bu akşamla başlayınca cümleye aklıma Zeki Müren geldi." "O zaman dolaşalım bütün meyhaneler...

Vapurda 2/7

"Büyük beklentiler içerisine girmediğinizde, hayatın size verdikleriyle mutlu olmasını öğreniyor insan." "Çok edilgen bir yaklaşım değil mi ama Hocam?" "Hayatın karmaşıklığını çözmeye kalkışmak, planlar yapıp beklentiler içine girmek bana haddini aşmak gibi geliyor. Eğer söylediğimi edilgenlik olarak görüyorsan, yapacak bir şey yok. Yaşasın edilgenlik." "Lafa daldık vapuru kaçıracağız, haydi daha yürümemiz lazım iskeleye kadar." "Meydana karşı oturmayalı seneler oluyor. Bir sonrakine bineriz ya da vapur yerine motora binelim, hem daha yakın değil mi?" "Seçeneğim varsa vapur diyenlerdenim ben Hocam." "Peki Kemal, kırmayayım seni. Hesap bende ama." "Aman Hocam, onca sene sonra gelmişsiniz İstanbul'a. Hesabın lafı mı olur."  "Meydanın yeni düzenlemesi iyi olmuş. Eskiden keşmekeşti burası. Otobüsler, minibüsler, yürüyecek yol bulunmazdı." "Bence de iyi oldu böylesi. Trafik sıkışıyor, ama eski...