"Elif Hanım madem Roma'ya gideceksiniz sizden ricam Kolezyum fotoğraflarını günün farklı saatlerinde çekmeniz. Her ışıkta ayrı güzellikler fark edeceksiniz." Böyle demişti Hasan Hocam. Dediği kadar varmış. Gün batarken daha bir güzel, şu çiçekleri kareye alma fikri fena değil bence. İstanbul'a dönünce Hasan'a da göstereyim, bakalım beğenecek mi? Deklanşöre basmadan önce birkaç saniye bekliyorum. İnsanlar kadrajdan çıkmıyor; kimisi aceleyle yürüyor, kimisi durup aynı benim gibi bakıyor. Kolezyum hiç umursamıyor bizi. Yüzyıllardır aynı yerde, aynı sabırla duruyor. Belki de en iyi pozlarını, kimsenin fark etmediği anlarda veriyordur. Bir fotoğraf daha çekiyorum. Bu sefer ışık daha yumuşak, taşların üzerindeki gölgeler derinleşmiş. Çiçekler biraz eğilmiş, sanki onlar da akşamı hissediyor. Hasan Hoca haklıymış; aynı şey değil bu, bir öncekine benzemiyor. Aynı yer, aynı yapı ama başka bir hâl. Telefonu cebime koyup bir süre sadece bakıyorum. Fotoğraf çekmeyince eksik ka...