Ana içeriğe atla

kedi 5/7

"Sana söylemiştim Kuzen. Hele bir gel Ankara'ya bak ben seni nerelere götüreceğim diye." 
Yok, hayır düşündüğüm şey olmadığını söyle lütfen, kuzeniyle birlikte İstanbul'un farklı yerlerini gezerken Ah Ankara diye iç geçiren isimsiz karakterim. 
Peki kedi nerede sahneye çıkacak? 
"Burasının ne özelliği var anlamadım."
"Viral olacak burası. Henüz insanlar pek farkında değil ama."
"Ben de farkında olmayanlardanım Kuzen."
Çok rica ediyorum, yapma bunu.
"Şu tabelayı görüyorsun değil mi desem."

Tabelada yön vardı ama mesafe yoktu. Ok vardı, varış yoktu. Ankara işi bu. İstanbul’da tabelalar acele ettirir, Ankara’dakiler oyalardı. Biri seni götürür, diğeri seni tutar.

Kediyi bekliyorum hâlâ. Öykünün adı öyle, hatırlatayım dedim.

Kuzen tabelayı parmağıyla işaret etti. Parmağı tabeladan daha kararlıydı.
"Bak," dedi, "buradan her yere gidiliyor."

Bu cümle tanıdıktı. Ya bir şarkıdan, ya bir belediye afişinden, ya da daha önce yazmaya başlayıp yarım bıraktığım bir öyküden kalma. Metinler böyle dolaşır şehirler arasında; otobüsle değil, kulaktan.

Burada yazar araya girmek istiyor. "Aslında bu tabela Ankara’da," demek istiyor. Ama demiyor. Çünkü postmodern bir metinde coğrafya da güvenilmezdir. İstanbul’da dolaşıp Ankara’yı düşünmek mümkündür. Hatta makbuldür.

Kuzen fotoğraf çekti. "Bunu paylaşırım," dedi.
Altına ne yazacağını sormadım. Viral olan şeyin yazıyla pek işi yoktur zaten. Bir yanlışlık gerekir, küçük ama inatçı.

Okur şimdi bekliyor olabilir: E, sonra ne oldu?
Hiçbir şey olmadı. En Ankara kısmı da bu. Tabela yerinde kaldı, biz yürüdük. Oklar kimseyi ikna etmedi.

Giderken kuzen arkamdan seslendi:
"Bak, yönünü kaybedersen buraya dönersin."

Dönmedim.
Ama cümle döndü. 

Peki kedi nerede?

Şimdi bu satırdasın.
Birazdan başka bir yere bakacaksın.

Tabela hâlâ orada.

Kedi çıkmayacak, belki bir kuş görüp koştu peşinden. Zaten fotoğraftada yokmuş.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bu blogda ne bulacaksınız...

Blogda her pazar günü başlayacak ve yedi gün sürecek bir arkası yarın öykü dizisi yayınlanacak... Öykülere birbirine yakın yerlerde ya da konseptte çektiğim fotoğraflar eşlik edecek... Kimi birbiriyle ilişkili kimi bağımsız, ortak özellikleri birbirine yakın yerlerde yaşanmış olmaları. Her hafta PAZAR günü yeni seri... İlk öykü 31 Ağustos 2025 PAZAR günü başlıyor... Öyküler ve fotoğraflar aynı gün, oyku7.blogspot adresli Instagram sayfasında da yayınlanacak...

Dönüş 5/7

Geçinmenin böylesi zorlu olduğu zamanda bile adamdaki duyarlılık ayakta tutuyor ülkeyi demek ki. Gerçi böylesi insanların sayısı azalıyor. Yeni nesilde yok bu anlayış. Yaşlanıyorsun Ergin Hocam. Nedir bu yeni nesil düşmanlığı. Bak, etrafın cıvıl cıvıl genç dolu. Senelerdir onlarla iç içesin. Üniversitedeki öğrencilerin artık yarı yaşından küçük. Sen üniversitede okurken onlar doğmamıştı bile. Kemal'i aramayı unuttum. Bir hoşcakal demek lazım. O kadar ilgilendi çocuk. "Alo Kemal Hocam." "Ergin Hocam, merhaba. Ben de diyordum konferans bitti Ergin Hocam kayboldu diye. Rahatsız etmek istemediğim için aramamıştım. Özlemişsinizdir İstanbul'u." "Özlemişim doğru, arkadaş eş dost da beni özlemiş. Her günüm dolu geçti, sizinle de bir akşam oturmak kısmet olmadı." "Dönüşünüz yarındı değil mi Hocam. Bu akşam oturalım size de uyarsa?" "Bu akşam, bu akşamla başlayınca cümleye aklıma Zeki Müren geldi." "O zaman dolaşalım bütün meyhaneler...

Vapurda 2/7

"Büyük beklentiler içerisine girmediğinizde, hayatın size verdikleriyle mutlu olmasını öğreniyor insan." "Çok edilgen bir yaklaşım değil mi ama Hocam?" "Hayatın karmaşıklığını çözmeye kalkışmak, planlar yapıp beklentiler içine girmek bana haddini aşmak gibi geliyor. Eğer söylediğimi edilgenlik olarak görüyorsan, yapacak bir şey yok. Yaşasın edilgenlik." "Lafa daldık vapuru kaçıracağız, haydi daha yürümemiz lazım iskeleye kadar." "Meydana karşı oturmayalı seneler oluyor. Bir sonrakine bineriz ya da vapur yerine motora binelim, hem daha yakın değil mi?" "Seçeneğim varsa vapur diyenlerdenim ben Hocam." "Peki Kemal, kırmayayım seni. Hesap bende ama." "Aman Hocam, onca sene sonra gelmişsiniz İstanbul'a. Hesabın lafı mı olur."  "Meydanın yeni düzenlemesi iyi olmuş. Eskiden keşmekeşti burası. Otobüsler, minibüsler, yürüyecek yol bulunmazdı." "Bence de iyi oldu böylesi. Trafik sıkışıyor, ama eski...