"Şu fotoğrafa baksana. En son ne zaman böyle bulutlar gördün gökyüzünde?"
"Yapma İsmet, başlama gene. Haydi gel çıkalım biraz. Vildanlarla buluşacağım, sen de gel."
"Vaay, Vildanlar oldu şimdi değil mi? Ben söylesem Mehmetler mi demem gerekiyordu?"
"Alemsin, Mehmet ve Vildan işte."
İsmet telefonu cebine koydu. Gitmek fikri onu rahatlattı ama varmak aynı etkiyi yapmadı. Bazıları yürümeyi severdi, varışları değil.
Kaldırımın kenarında bir kedi duruyordu. Ne çağıranı vardı ne bekleyeni. İsmet onu kıskandı. Bir yere ait olmadan durabilmek ciddi bir meziyetti.
Kedi yürüdü. Rastgele değil, öyleymiş gibi.
İsmet arkasından baktı, sonra ters yöne döndü.
Buluşmaya geç kalınabilirdi.
Bir şehrin içinde aylak kalmak da bir tercihti.
Yazar bunu yazdı.
Okur durdu.
Kedi çoktan kaybolmuştu.

Yorumlar
Yorum Gönder